Browse By

Orjinal olmayan bir gün daha…

Sıkılarak, daralarak veya en iyi ihtimallle 528 kere dinlediğin playlisti dinlerken çalıştığın gün geride kaldı. Yarın için planın muhtemelen daha keyifle çalışmak.

Yarının iyi olup olmaması yarı yarıya yapacağın iş ile alakalı. İş seçtiğimiz, işe göre motive olduğumuz gerçeği söz konusu. Aksi düşünülebilir miydi? Mesela katalog yapmayı sevmeden zevkle katalog tasarlayabilir miydik? Bunun iş ahlakı ile doğrudan veya dolaylı ilişkisi var mı? Klasik patron gözünden bakılırsa farklı, tasarımcı açısından bakılırsa daha farklı olan sonuçlara gideriz. O yüzden bakmayalım.

Ne yapmak istediğimiz de çok önemli. Bu durumu düzeltip her tip tasarımı da yapmak mı istiyoruz yoksa tek alanda uzmanlaşmak mı istiyoruz. Türkiye’de belli başlı ajanslarda çalışan biri veya uzun yıllar süren kendini ispatlama sürecinden sonra kelek kesen bir çalışan olmadıktan sonra iş seçebilme şansınız pek yoktur. Almak istemediğiniz iş de sizindir sevdiğiniz iş de… Hal böyleyken tüm işlerin sevimli gelmesi lazım.

İşe gitmek için harcadığınız zamanı göz ardı edersek basit bir hesapla çoğumuz ortalama 10 saat mesai ile çalışıyoruz. 8 saat uyuyup 6 saatini kendimize ayırabildiğimizi düşünürsek çalışma ortamımızın önemi daha da artıyor. Bunun için de çalışma ortamınızı, alışkanlıklarınızı, samimiyetlerinizi düzenlemeniz gerek. Günümüzün çoğu iş yerlerinde geçerken iş ortamını güzelleştirmek, evdeki yemek masasının bacaklarından birinin kısa olup sallanmasına çözüm bulmaktan daha öncelikli olması gerekmez mi? İş hayatını, özel hayatına yatırım aracı olarak görmek bu anlamda bazı kargaşaları da beraberinde getiriyor. İş hayatınızı keyiflendirebilirseniz 6 saatlik ev-aile saadetinize de yansıyacaktır.

Bu yazının hedefi keyifli işler, sevimli hayatlar, ümitvar gelecek hayalleri üçgeninin var olduğunu ve gerçekleştirilebileceğini ortaya koymak değildir. Keyifli işler.

Paylaş:


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Paylaş: